.Erol Mütercimler İnternet Sitesi Site Map

 

Arama

 

E-Posta

:

Parola

:
 

  Yeni Üyelik Kaydı
 

  Parolamı Unuttum
       

 

Yazı ve Makaleler

 
 
 
 
10 Kasım 2006 Cuma
Erol Mütercimler

Mersin ve Adana’da Ölüme Yolculuk


Toplam 57 yıl yaşayan Gazi Mustafa Kemal’in aramızdan ayrılışının üzerinden 68 yıl geçmiş... Ömrü de kısa, aradan geçen boşluk yılları da...

Kısacık bir ömre yüzyıllar sığdırmayı başardı. Ama bizler aynı başarıyı gösteremedik.

Emperyalizme karşı ilk savaşı veren ve bunu zaferle taçlandıran bir mazlum ulusun komutanı olarak tarihe geçti. Askeri tarihçiler, onu, Büyük İskender, Julius Sezar, Napoleon Bonaparté gibi insanlık tarihinin büyük strateji dehalarıyla kıyasladılar.

Savaştan sonra, halife kimliği de taşıyan monarşiyi yıkıp laik cumhuriyeti kurarken en yakınındaki yeminli arkadaşları tarafından bile terk edildi.

Yaptığı devrimler üst yapı devrimleridir, halka rağmen yapılmıştır denmesine karşın, halkın yadırgamadan içine sindirdiği devrimleri gözünü kırpmadan yaptı.

Kadrosu yoktu, kadrosu varmış gibi davrandı.

Ömrünü kendisi kısalttı!

“Hatay meselesi benim şahsi davamdır” diyordu…

1923 yılının mart ayı. Gazi sırtında mareşal üniformasıyla Adana’dadır.

Kendisin karşılayanlar arasında, kadınları ve kızları siyah matem kıyafetlerine bürünmüş İskenderun’dan da bir heyet vardı. Bu heyeti oluşturan kızlar, ellerinde, “Bizi de kurtarın” cümleleri yazılmış pankartlar taşıyordu. Kızlardan birisi Gazi’yi çok etkileyen bir konuşma yaptı. Kızı dinlerken ağlamamak için kendisini çok zor tuttuğu gözlerden kaçmadı.

Üzgün ama hiddetli bir sesle:

“Kırk asırlık Türk yurdu, ecnebi elinde bırakılamaz!”

Bu sözleri halkı büsbütün heyecanlandırdı. Kadınlar kızlar ellerine yüzüne sarılıp sarılıp öpüyorlardı.

Halkın coşkun tezahüratı altında istasyondan ayrıldı, kalacağı Suphi Paşa Konağına geldi.

Belli ki genç kızın konuşmasının etkisi altındaydı:

“Kıza verdiğim cevap belki politik olmadı. Fakat gerçek budur!”

Mustafa Kemal daha cumhuriyet ilan edilmemişken, Lozan bile imzalanmamışken Hatay’ı sınırlarımız içine katmaya karar vermiştir.

Kılıç Ali anılarında Fransız Büyükelçisi ile Mustafa Kemal arasında geçen aynı içerikte bir konuşmayı da anlatır.

“Bir akşam, sofradan, ani olarak Ankara Palas’ın altındaki pavyona gitmeye karar vermişti. O günlerde Ankara’ya gelmiş olan Fransa’nın Suriye olağanüstü Komiseri Ponçet’in de tesadüfen orada olduğunu haber aldı...O günlerde Fransa hükümeti, Hatay meselesinde bazı güçlükler çıkarıyordu. Olağanüstü komisere aynen şunu söyledi:

‘Hatay işi, benim şahsi davamdır.’

Ve kızgın bir sesle devam etti:

‘Beni üzüyorsunuz. Korkarım ki beni, meseleyi başka türlü halle mecbur bırakacaksınız!’

Diyarbakır milletvekili Kazım Paşa konuşmaları Fransızca’ya çeviriyordu. Salonda dinleyenler de coşmuştu.”

Önce Çanakkale’de ardından Kurtuluş Savaşı cephelerinde tanıdığı halkın bu coşkusu Gazi’yi Fransız temsilci karşısında heykele döndürmüştür.

Sosyal yaşam alanındaki devrimler de bir bir noktalanmaktadır ama Hatay hâlâ sınırlarımız dışındadır. Ancak Gazi kararını vermiştir. Yurtiçi ve yurtdışı girişimleri devam etmektedir.

Başbakan İsmet İnönü Hatay meselesi nedeniyle Fransızlarla yeniden savaşılacağı endişesi içindedir. Oysa Mustafa Kemal, cumhurbaşkanlığından istifa ederek toplayacağı mücahitlerle sınırı geçerek, kendisini bekleyen Hataylılar’la birlikte duruma müdahale etme kararında olduğunu açıklayacaktır. Amacı hükümeti zor durumda bırakmamaktır.

“Bu hareketim karşısında tabiatıyle ve çok haklı olarak hükümet beni ve bana katılacak olanları âsi ilan edebilirdi”. Bu sözleri söyleyen de Mustafa Kemal di.

Kılıç Ali anlatıyor:

“Arkadaşlardan biri söze karıştı:

‘Paşam, o zaman ne yapacaktın?’

‘Haa... İşte o zaman Hatay meselesini hellettikten sonra döner, bu kez de bizi âsi ilan edenleri kolundan tutup atar, yine duruma biz hâkim olurduk’.

Atatürk’ün bu kararı kesin ve ciddiydi. O, uygulayamayacağı hiçbir şeyi laf olsun diye ortaya atmazdı.”

Hatta bu konuda Muğlalı Mustafa Paşa’ya beş bin sivil kıyafetli subay ve eri on beş gün içinde hazırlaması için emir bile vermiştir.

Başbakan Celal Bayar’dır. Atatürk ağır hastadır. Günün 23 saatini yatarak ve dinlenerek geçirmesi gerekmektedir. Fransız gazeteleri de onun felç geçirdiğini ve ölmek üzere olduğunu yazmaktadır.

Bu propaganda yayınlarına çok sinirlendi ve Mersin’e gitmeye karar verdi. Takvimler 19 Mayıs’ı gösteriyordu. Ayrılmadan önce Ankara’da stadyumda gösterileri izledi. Ankara stadyumunun adı o günden itibaren de, ’19 Mayıs Stadyumu’ oldu.

Hastaydı, halsizdi, yorgundu. Ama Mersin’e gitti. Trenden iner inmez, istasyonda kırk dakika süren bir resmi geçit yapılmasını emretti. Artık sağlıyla yazı-tura atıyordu. Mersin’de çeşitli temaslar ve ziyaretler yaptı. Ardından Tarsus’a geçti. Yola devam edip Adana’ya geldi. Burada da ayakta izlediği yirmi dakika süren bir resmi geçit yaptırdı. Ardından üstü açık otomobille Adana’yı gezdi. Hava çok sıcaktı ve o kadar yorulmuştu ki, oturacağı masanın yanına bile otomobille gitti.

Trene döndüğünde ateşi çok çıkmıştı. Ama halk bir türlü kendisin bırakmıyordu.
Bu arada daha önce Cenevre’ye gönderilen heyet Hatay konusunda siyasi anlaşmayı imzalatmıştı ama askeri konularda problemler çıkarılmıştı. Bu güçlükler çözümü için heyetler arasında görüşmler Antakya’da yapıldı. Fransa Dışişleri Bakanlığı Gazi Mustafa Kemal’e duyduğu derin saygıdan ötürü pazar günü bile çalıştı. Sonunda bir anlaşmaya varıldı.
Öncü Türk askeri kuvvetleri 4 Temmuz 1938’de Hatay’a girdi.

Hasta yatağında ağrılar acılar içinde kıvranırken aldığı bu haber onu sevince boğdu.
On beş yıl önce Hataylı kızlara verdiği sözünü yerine getirmişti. Ama ne pahasına....

29 Ekim 1923 tarihinde anayasanın maddeleri değiştirildiğinde ne heyecanla konuşmuştu.

“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. İdare şekli halkın kaderini bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına dayalıdır. Türkiye Devleti’nin şekli Cumhuriyet’tir.”

Gazi, kendisini ittifakla cumhurbaşkanlığına getiren meclis üyelerine teşekkür konuşmasının sonunu şöyle bağlamıştı:

“Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır.”

O’nun naçiz vücudu elbet bir gün toprak olacaktı ama bu laik Cumhuriyet ve devrimler sonsuza kadar yaşamalıdır. Her ne pahasına olursa olsun yaşayacaktır.

www.haberturk.com
   
Arkadaşıma Gönder  Yazdır

Okunma : 2935 Kişi

  Düşünce / Yorum (1 Mesaj Gönderilmiş)
-  yusuf mavruk - 10.01.2007 10:30:54
bir adanalı olarak gösterdiği ülkünün yolunda,her ne şartta olursa olsun yürümek benim gibi herkesin şahsi meselesi olmalıdır
Düşünce / Yorum Yaz
  Diğer Yazıları (Son 15 Yazı)
 20.11.2006 Türkiye laiktir laik kalacak!.. (Okuma : 6609 Kişi - Yorum : 0 Mesaj)
 20.11.2006 İmamlar Cumhuriyeti (Okuma : 6114 Kişi - Yorum : 1 Mesaj)
 11.10.2006 Ermeni tasarısına karşı yanlış işler... (Okuma : 2562 Kişi - Yorum : 0 Mesaj)
 06.10.2006 Sorun irtica mı ahlak mı? (Okuma : 2908 Kişi - Yorum : 2 Mesaj)
 05.10.2006 ABD bir siyasal iktidarı ne zaman kaybeder? (Okuma : 2799 Kişi - Yorum : 1 Mesaj)
 02.10.2006 Neyzen Tevfik’ten hareketle ne olacak bu memleketin hali? (Okuma : 4356 Kişi - Yorum : 0 Mesaj)
 28.09.2006 Türkiye denizci devlet olsa darbeler olmazdı (Okuma : 2998 Kişi - Yorum : 0 Mesaj)
 23.09.2006 Prof. Dr. Afet İnan'ın, Büyük Söylevi'nin 50. Yılı Semineri'nde sunduğu , Atatürk'ün Büyük Nutku'nun Müsveddeleri Üzerinde Arkadaşlarının Eleştirilerini Dinlemesi ve Gençliğe Seslenişi" başlıklı bildirinin "Gençliğe Sesleniş" ile ilgili bölümü (Okuma : 3429 Kişi - Yorum : 0 Mesaj)
 14.09.2006 Washington'un düğmeleri Ankara'nın dinazorları (Okuma : 2954 Kişi - Yorum : 0 Mesaj)
 13.09.2006 Kemalistler neden kaybetti? (Okuma : 5636 Kişi - Yorum : 1 Mesaj)
 11.09.2006 "VATAN SAĞOLMASIN!" (Okuma : 4694 Kişi - Yorum : 0 Mesaj)
 08.09.2006 Edip BAŞER Kimdir ? Cumhur başkanı adayı olabilir mi? (Okuma : 9087 Kişi - Yorum : 0 Mesaj)
 07.09.2006 Risk Almak Bir Strateji midir? (Okuma : 4274 Kişi - Yorum : 1 Mesaj)
 21.08.2006 ABD'nin 11 Eylül Yalanları ve Türkiye Medyası (Okuma : 7927 Kişi - Yorum : 6 Mesaj)
 17.08.2006 Lübnan'a Asker Yollamak (Okuma : 3269 Kişi - Yorum : 3 Mesaj)
 
 
 erolmutercimler.com ©2006 - Erol Mütercimler' in resmi internet sitesi değildir. Ar-Ge ve Tasarım : G.D.T.C
Ana Sayfa | Gündem | Bu Hafta | Duyurular | Kitaplar | Yazı ve Makaleler | Fotoğraflar | Özgeçmiş
Anket Sonuçları | Ödüller | İletişim | Gizlilik İlkeleri | Telif Hakları | Sık Sorulan Sorular
Tüm Hakları saklıdır. İzinsiz Alıntı Yapılamaz.
 
Erol Mütercimler

후원 혜택