.Erol Mütercimler İnternet Sitesi Site Map

 

Arama

 

E-Posta

:

Parola

:
 

  Yeni Üyelik Kaydı
 

  Parolamı Unuttum
       

 

Yazı ve Makaleler

 
 
 
 
7 Eylül 2006 Perşembe
Erol Mütercimler

Risk Almak Bir Strateji midir?


Lübnan tezkeresi gündeme girdiği andan itibaren özellikle Başbakan başta olmak üzere pek çok kişinin ağzından “risk” sözcüğü düşmez oldu.

Zaten Başbakan doğru da olsa yanlış da olsa bir kavramı ya da bir deyimi ifade eder etmez, bazı köşe yazarı, yorumcu hatta kimi akademisyenler hemen o sözcük ya da kavrama tutunuyorlar. Belki böyle davranmasalar, Başbakan da bazı yanlışlarından kurtulacak ya da en azından devam ettirmeyecek.

Her neyse ben mesele kendilerini ilgilendirir diyeceğim ama zararı, önü sonu bize dokunuyor; bu nedenle geçip gidemiyorum.

Yazılı ve görsel basına yansıdığı içeriğiyle Başbakan şöyle demiştir: ‘Bize ne’ci bir anlayışla sorumluluklarımızdan geri durmak, tarihimize, geleceğimize ve milletimizin yüksek menfaatlerine ihanet olacaktır. Riskler ve menfaatler ikiz kerdeş gibidir. Riskin olmadığı hiçbir faaliyet söz konusu olamaz. Her şey riskle içiçedir. Birinin bulunmadığı yerde diğerini de ne yazık ki bulamazsınız. Hayat da, siyeset de, ticaret de bir risktir.

Genelkurmay Başkanı da tezkerenin Meclis’ten çıkışı sonrası “sıfır risk yoktur” dedi.

Nedir bu risk kavramı?

Başbakan da bir iş adamı olduğu için önce bir ekonomistin, Özer Ertuna’nın görüşüne kısaca yer vereyim.

“Risk, geleceği bilemeyişimizden kaynaklandığı için, reel ve finansal yatırımlar için geçerlidir. Reel yatırımlarla ilgili riskler, üretimle ilgilidir. Yapılan yatırımlarla gelecekte öngörülen veya planlanan düzeylerde üretim veya satış yapılmayabilir. Bu tür riske ekonomi dalında faaliyet riski denir. Öbür yandan piyasalarda pek çok finansal riskler bulunmaktadır. Bunlara örnek, enflasyon riski, kur riski, devalüasyon riski, faiz riski, ödememe riski gibi riskler gösterilebilir.”

Dikkat edilirse ekonomistin sözlüğünde risk kavramı vardır ve bir yerde küçük tassarrufçuyu uyramak için ifade edilmiştir.

Kumarhaneyi içeriye adım atmasak bile bilmeyenemiz yoktur. Kumarhanelerde oynanan oyunlar kimsenin durmadan kazanmayı beklememesi gereken şans oyunlarıdır. Her şeyin dışında, bir kumarhanede kazanmak atılan zara ve çekilen kâğıda bağlı bir durumdur. Bir kumarhaneye karşı elinde bir kazanma şansı olmasını isteyen herkesin, olasılık teorisinden haberdar olması gerekir.

Tamam, olasılık teorisini bilmek, sizi belki daha iyi bir kumarbaz yapmaz; ama en azından neden günlük işinizi bırakıp bir kumarbazlık kariyerine başlamamanız gerektiği konusunu kafanızda açıklığa kavuşturur.

Bunu söylüyorum; günlük dilde ifade ettiğimiz ya da yerli yersiz kullanmayı alışkanlık haline getirdiğimiz risk meselesi, bir kumarbazlık işidir de ondan!

Yine bir ekonomist Peter Bernstein, “şans oyunlarını beceri oyunlarından ayırmak gerekir” diyor. Kumar oynamanın ve yatırım yapmanın riskle ilgili yönlerini anlamak için kumarbaz ya da yatırımcı olmak gerekmez.

Her finansal yatırım, riskini de beraberinde getirir. Gelecekte piyasa koşullarının ne olacağının tam olarak bilinemeyişinden dolayı, yapılan yatırımların ilerideki değeri de kesin olarak tespit edilemez. Ancak, istatistiksel yöntemler kullanarak, yapılan yatırımı beklenen değeri değişik olasılıklar altında analiz edilebilir.

Yatırımlardaki risk yatırımdan elde edilen gelirin beklenenden farklı gerçekleşebilme olasılığıdır. Dolayısıyla risk ve beklenen getiri arasında önemli bir ilişkinin varlığından söz edilebilir.

Size bir başka risk alma örneği vereyim...

Hava tahmin raporunu dinlediniz. Programcı kızımız havanın bozacağını, kötü hava koşullarına karşı hazırlıklı olmamızı söylüyor. Ve yağmurun da yüzde yetmiş beş olasılıkla yağacağını ifade diyor.

Bunun anlamı nedir?

Bu, o sunucu için bir istatistik, bizim için ise bir uyardır. Ve anlamı şudur; “Riske girme ve yanına şemsiyeni almayı unutma!”

Başbakanımız'ın pek sevdiği risk sözcüğünün kökenini Arman T.Tevfik’in çalışmasından aktaralım.

Risk sözcüğü ya Arapça rızık/rısk yada Latince riziko sözcüklerinden çıkmıştır. Rızık, kişiye tanrı tarafından verilen ve üzerinden kazanç elde edilen herhangi bir şey olarak tanımlanabilir. Burada rızık, rassal ve istenen iyi bir sonuç anlamı kazanır. Riziko ise, bir denizcinin karşılaştığı kayalık alan gibi bir engel olarak tanımlanabilir. Burada riziko, rassal ve istenmeyen bir kötü sonuç anlamına gelir. Eski Yunan’da Arapça’dan alınan ödünç bir sözcük olan risk, genel olarak olumlu ya da olumsuz etkilere sahip rassal olayları açıklamak için kullanılmıştı. Çağdaş Fransızca da ise risk sözcüğü yine rassal olaylara ilişkin olup çoğunlukla olumsuz bazen olumlu anlamlar içerir. Gerek İngilizce’de gerekse Türkçe’de risk (ya da riziko); kayıp, hasar tehlikesi ya da hasar tehlikesi olasılığı, sigorta edilen şey ya da kimse olarak tanımlanır. Ayrıca fiil olarak risk, tehlikeye girmek ya da göze almak anlamında kullanılır ve sıfat olarak da risk, tehlikeli anlamına gelir.

Ayrıca risk sözcüğü eski İtalyanca’da “cüret etmek” anlamında kullanılan 'risicare' fiilinden gelir. Bu anlamda risk, kaderden çok bir seçimdir.

Şimdi bir ziyaret programını hatırlayalım.

Başbakanımız bir ara Diyarbakır’a gidecekti. Bir kaç kez erteledi. Sonra da binlerce polisin güvenlik çemberi altında gitti.

Şimdi de soralım: Neden Başbakanımız ülkemizin bu güzide kentine yaptığı ziyarette risk almadı?

Bu sorunun yanıtını lütfen sizler veriniz.

Ben yazının başlığındaki soruya dönüp, yanıtımla makalemi noktalayayım.

Strateji bir matematik akıl işidir. O bir bilimdir. Yüzlerce tanımı yapılır ama yalın tanımlarından birisi de şudur: “Olanaklarla koşulları örtüştürme sanatı”. Yani, strateji de şansın ve riskin yeri yoktur. Risk almak üzerine strateji kurulmaz!

Çok basit bir akıl yürütmeyle, bir paranın yazı veya tura gelme olasılığı yüzde ellidir. Bir kumarbaz yüzde elli kazanma şansım var diyebilir. Ama bir strateji uzmanına sorarsanız size, paranın dikey gelebileceğini de sakın gözden kaçırma uyarısını yapar.

Ama siz yine de strateji uzmanına bakmayın, çünkü o, ne de olsa tuzu kuru bir ukalâdır!

Başbakanın sözlerini hiç sorgulamadan doğru kabul edenlere bir örnekle konuyu kapatalım.

Hz.Ömer’in söylediği rivayet edilen bir ders...

Demiş ki; eşşeğini önce sağlam kazığa bağla sonra Tanrı’ya emanet et!

Dememiş ki, başkalarının malıyla, canıyla kumar oyna!

Büyükannem derdi ki: “Bonkörsün diyerek maldan, yiğitsin diyerek candan ederler!”.

www.haberturk.com
   
Arkadaşıma Gönder  Yazdır

Okunma : 1525 Kişi

  Düşünce / Yorum (1 Mesaj Gönderilmiş)
-  vedat yılmaz - 08.03.2007 14:54:51
Gerçekten çok net ve açıklayacı bir anlatım... Ayrıca şunu da eklemek istiyorum, birşeyin risk olduğuna nasıl kanaat getiririz ? Gerekli analizler ve bilgi dağırcığı olmaksızın en ufak birşeyi risk olarak algılayabiliriz. Örneğin yukarıda anlatılan hava durumu örneğinde ,kişi muhabiri dinlemeseydi ve hava durumu hakkında bilgi edinmeseydi, şemsiyesini alması veya almaması her türlü bir risk unsuru olacaktı.Bir yol ayrımına gelmişseniz ve her iki yolunda nereye gittiği hakkında hiçbir bilginiz yoksa vereceğiniz her karar risktir. Yapılması gereken geri dönüp bilgi alabileceğimiz birisini bulmak veya orada bekleyip başka birisinin geçmesini beklemektir. Gerekli analizlerin ışığı olmaksızın, bir konuda risk düşüncesiyle çekimser kalmak veya geri çekilmek de zarara götürebilir. Bu durum satrançta çok kez karşımıza çıkar. Beyazların özellikle açılışlarda yanlış bir risk düşüncesiyle girişimi elinden kaçırması büyük bir zarardır.

Düşünce / Yorum Yaz
  Diğer Yazıları (Son 15 Yazı)
 20.11.2006 Türkiye laiktir laik kalacak!.. (Okuma : 3761 Kişi - Yorum : 0 Mesaj)
 20.11.2006 İmamlar Cumhuriyeti (Okuma : 3202 Kişi - Yorum : 1 Mesaj)
 10.11.2006 Mersin ve Adana’da Ölüme Yolculuk (Okuma : 1730 Kişi - Yorum : 1 Mesaj)
 11.10.2006 Ermeni tasarısına karşı yanlış işler... (Okuma : 1435 Kişi - Yorum : 0 Mesaj)
 06.10.2006 Sorun irtica mı ahlak mı? (Okuma : 1459 Kişi - Yorum : 1 Mesaj)
 05.10.2006 ABD bir siyasal iktidarı ne zaman kaybeder? (Okuma : 1530 Kişi - Yorum : 1 Mesaj)
 02.10.2006 Neyzen Tevfik’ten hareketle ne olacak bu memleketin hali? (Okuma : 1939 Kişi - Yorum : 0 Mesaj)
 28.09.2006 Türkiye denizci devlet olsa darbeler olmazdı (Okuma : 1633 Kişi - Yorum : 0 Mesaj)
 23.09.2006 Prof. Dr. Afet İnan'ın, Büyük Söylevi'nin 50. Yılı Semineri'nde sunduğu , Atatürk'ün Büyük Nutku'nun Müsveddeleri Üzerinde Arkadaşlarının Eleştirilerini Dinlemesi ve Gençliğe Seslenişi" başlıklı bildirinin "Gençliğe Sesleniş" ile ilgili bölümü (Okuma : 1334 Kişi - Yorum : 0 Mesaj)
 14.09.2006 Washington'un düğmeleri Ankara'nın dinazorları (Okuma : 1710 Kişi - Yorum : 0 Mesaj)
 13.09.2006 Kemalistler neden kaybetti? (Okuma : 2693 Kişi - Yorum : 1 Mesaj)
 11.09.2006 "VATAN SAĞOLMASIN!" (Okuma : 2303 Kişi - Yorum : 0 Mesaj)
 08.09.2006 Edip BAŞER Kimdir ? Cumhur başkanı adayı olabilir mi? (Okuma : 3705 Kişi - Yorum : 0 Mesaj)
 21.08.2006 ABD'nin 11 Eylül Yalanları ve Türkiye Medyası (Okuma : 3123 Kişi - Yorum : 5 Mesaj)
 17.08.2006 Lübnan'a Asker Yollamak (Okuma : 1338 Kişi - Yorum : 3 Mesaj)
 
 
 erolmutercimler.com ©2006 - Erol Mütercimler' in resmi internet sitesi değildir. Ar-Ge ve Tasarım : G.D.T.C
Ana Sayfa | Gündem | Bu Hafta | Duyurular | Kitaplar | Yazı ve Makaleler | Fotoğraflar | Özgeçmiş
Anket Sonuçları | Ödüller | İletişim | Gizlilik İlkeleri | Telif Hakları | Sık Sorulan Sorular
Tüm Hakları saklıdır. İzinsiz Alıntı Yapılamaz.
 
Erol Mütercimler

후원 혜택