.Erol Mütercimler İnternet Sitesi Site Map

 

Arama

 

E-Posta

:

Parola

:
 

  Yeni Üyelik Kaydı
 

  Parolamı Unuttum
       

 

Yazı ve Makaleler

 
 
 
 
2 Ekim 2006 Pazartesi
Erol Mütercimler

Neyzen Tevfik’ten hareketle ne olacak bu memleketin hali?


Eğer bugün yaşasaydı Neyzen tevfik, ne olacak Türkiye’nin hali diye sorsaydık acaba ne derdi? Doğrusu bunu hep merak ederim.
Galiba şu fıkradaki gibi yanıtlardı.
Bir gün Neyzen tevfik, Birinci Dünya savaşında iki gözünü de yititrmiş bir tanıdığıyla söyleşmektedir.
Tanıdığı sorar:
-Durumu nasıl görüyorsun Tevfik’ciğim?
“Karanlık” diyecekken vazgeçer.
* * *
Denize aşırı düşkün bir çocuktur Tevfik. Halikarnas Balıkçısı, Neyzen’in o günlerini şöyle anlatır:
“ Bodrum’un hemen hemen gölge sayılmayan o ışık dolusu havasında yağızlaşan kara kuru bir çocuktu. Adı tevfik’ti. Arşipel’in okşadığı o yumuşak kumsallarda çıplak ayaklarıyla koşarak suları çınlatır, kırnap ucuna bağlı kürek tahtasıyla oyuncak kayığını, limanın ay biçimli kavsince çeker, götürür, getirirdi. Kumsal kıyısına sıralanan çardakalatı kahvehanelerinin yere serili hasırlarına müşteriler yan gelerek kahvelerini içerler, durgun bakışları Karaada ile İstanköy arasındaki açıkta ufka dalardı.”

Tevfik henüz yedi yaşındayken tanışır neyle. Ege kıyısındadır, gecenin bir vakti tutunmuş babasının paçasına, denize vurmuş mehtapla oynarken...Sonra der ki: “O gece Ege denizinin cavidani dekoru içinde benlimi saran o lahuri sestir ki, beni bugünkü derbeder, ne aradığı ne istediği bilinmez, bazen Eflatun’la boy ölçüşecek kadar akıllı, çok kere de tımarhaneye iltica edecek kadar bedmest Neyzen Tevfik yaptı.”
Tevfik’inneyli, denizli günleri beş altı yıl sürdü. Babasının Urla’ya atanması üzerine ilk göz ağrısını, denizi unutmak zorunda kaldı. Tek avuntusu ney’dir artık. Tercüme-i Halim’de şöyle diyecektir:
Bu tavru tarz ile geçti beş altı yıl, derken
Göründü İzmir’e doğru sefer bu yerlerden.

Satıldı sandalı yalnız, onu kavalla kader
Çırak çıkardı, hayal oldu aşiyan-ı peder.

Neyzen tevfik’in en büyük üzüntüsü denizden kopmaktır, o da sarılır ney’e. Denzi insanı hem kadercidir hem de gerçekçi. Denize açılacaksa sevdiklerine ‘veda etmez’, domuza dönmüş deniz öbür dünyayı da unutmasına izin vermez, ama yaşadığı tek gerçek olduğunu da bilir, bu nedenle ney ile mey hiç çıkmaz yaşamından ölünceye dek.
* * *
Neyzen Tevfik kafayı iyice bulmuş, yalpalayarak giderken bir tanıdığına rastlar.
- Yazık dostum, yazık, der karşısındaki. Canına hiç acımıyorsun. Bu gidişle fazla yaşayamazsın...
Neyzen adamın yüzüne bakıp gülümser:
- Ömür denilen, içi su dolu fıçıya benzer. İçindeki, azar azar da kullansan, hepsini de boşaltsan, mutlaka biter.
* * *
Neyzen bir söz bir hiciv ustasıdır. Kimseden korkusu yoktur onun.
Cumhuriyet gazetesinin unutulmaz yazarı Mustafa Ekmekçi, Atatürk’ün şoföründen dinlediklerini yazıyor:
“Bir gün Neyzen Tevfik’i çağırdı. Ona bir soru sordu. Neyzen şu cevabı vermişti;
- Hiçbir şey değişmedi, saz söz aynı, yalnız artistler değişti.
Atatürk Neyzen’e çok kızdı... Bir zaman geçti, yine Neyzen Tevfik’i çağırdı. Bu sefer Neyzen Tevfik çok korkmuştu. Ben koluna girerek yanına çıkardım. Atatürk bu kez, Neyzen’e aynı soruyu sordu. Neyzen’in cevabı şu oldu:
- Yine öyle, eskiden sormadan asarlardı, şimdi önce soruyorlar, sonra asıyorlar...”

Gazi paşam buna ne yanıt vermiş, kızmış mı kızmamış mı! Bilemiyorum...Atatürk’ün ölümünden sonra İsmet İnönü cumhurbaşkanlığına gelince, Neyzen Tevfik’in aşağıdaki ikilikle bir ‘durum değerlendirmesi’ yaptığını söylüyor Alpay Kabacalı:
Türkü yine o türkü, sazlarda tel değişti
Yumruk yine o yumruk, bir varsa el değişti.

Dedim ya, Neyzen’e sorsak ne yanıt verir diye... İşte söylemiş söyleyeceğini.
Lübnan’a asker yollama meselesini O’na sorsaydık sizce ne karşılık alırdık:

“ Birinci dünya Savaşı yılları... Mahalle bekçilerinin davul çalarak topladığı bir kafile, askerlik şubesine gitmek üzere yola koyuluyor.
Kaldırımda biriken halk, gidenleri uğurluyor:
-Allah selamet versin!
-Allah selamet versin!
Yemen, çanakkale, filistin gibi cephelere gidenlerin bir daha dönmediklerini bilen neyzen tevfik de bu yolcu etme törenine katılıyor:
-Allah rahmet eylesin...
-Allah rahmet eylesin...
* * *
Kuvvet komutanları harp okulları ders yılı açılışlarında, aslında her yıl aynı konuşmaları yaparlar, ama nedense bu dönem, tüm basın daha bir hassasiyet gösterdi. Üstünde durulan konu neydi? İrtica!
Neyzen Tevfik’in “Yobaz” şiirini okuyalım birlikte...

Bir güneş görmesi kabil değil erbâb- dile,
Kaplamış sis gibi etrafı gürûh-ı hazele.
.............. ümmet denilen şu haşere
...............dır bence huzûr-ı beşere.
Cennet’i fasl-ı taharet iledir isbatı,
Sanki yutmuş gibidir mebhas-ı kazuratı.
Yakışır şekline timsâl-i fezâyih dense,
Bir yıkık eski kenef künküne benzer ense.
Koku aldıkça koşar hırs ile mevtâ peşine,
Benzemiştir yüzü sırtlan derisinden meşine.
Sû-i hazım olsa gerek bilmediği varsa onun,
Midesi işkele sanki odun oğlu odunun!

Son noktayı da yine Alpay Kabacalı’nın Neyzen Tevfik biyografisinden koyalım.
“Soruyorlar:
-Neyzen, çalarken mi neşelenirsin, yoksa neşeli olduğun zaman mı çalarsın?
Maliye Bakanı hakkında yolsuzluk dedikodularının dolaştığı bir dönemdir.
Neyzen Tevfik:
-Maliye Bakanı değilim ki, diyor, çalarken zevk alayım.”

Gülüceklerle dolu güzel iki hafta sonu günü diliyorum. Nasılsa, pazartesinden itibaren sormaya devam edeceğiz: “Ne olacak bu memleketin hali?”

www.haberturk.com
   
Arkadaşıma Gönder  Yazdır

Okunma : 4352 Kişi

  Düşünce / Yorum
Henüz gönderilmiş Yorum / Düşünce kaydı yoktur.
Düşünce / Yorum Yaz
  Diğer Yazıları (Son 15 Yazı)
 20.11.2006 Türkiye laiktir laik kalacak!.. (Okuma : 6607 Kişi - Yorum : 0 Mesaj)
 20.11.2006 İmamlar Cumhuriyeti (Okuma : 6110 Kişi - Yorum : 1 Mesaj)
 10.11.2006 Mersin ve Adana’da Ölüme Yolculuk (Okuma : 2932 Kişi - Yorum : 1 Mesaj)
 11.10.2006 Ermeni tasarısına karşı yanlış işler... (Okuma : 2559 Kişi - Yorum : 0 Mesaj)
 06.10.2006 Sorun irtica mı ahlak mı? (Okuma : 2906 Kişi - Yorum : 2 Mesaj)
 05.10.2006 ABD bir siyasal iktidarı ne zaman kaybeder? (Okuma : 2798 Kişi - Yorum : 1 Mesaj)
 28.09.2006 Türkiye denizci devlet olsa darbeler olmazdı (Okuma : 2994 Kişi - Yorum : 0 Mesaj)
 23.09.2006 Prof. Dr. Afet İnan'ın, Büyük Söylevi'nin 50. Yılı Semineri'nde sunduğu , Atatürk'ün Büyük Nutku'nun Müsveddeleri Üzerinde Arkadaşlarının Eleştirilerini Dinlemesi ve Gençliğe Seslenişi" başlıklı bildirinin "Gençliğe Sesleniş" ile ilgili bölümü (Okuma : 3424 Kişi - Yorum : 0 Mesaj)
 14.09.2006 Washington'un düğmeleri Ankara'nın dinazorları (Okuma : 2949 Kişi - Yorum : 0 Mesaj)
 13.09.2006 Kemalistler neden kaybetti? (Okuma : 5634 Kişi - Yorum : 1 Mesaj)
 11.09.2006 "VATAN SAĞOLMASIN!" (Okuma : 4691 Kişi - Yorum : 0 Mesaj)
 08.09.2006 Edip BAŞER Kimdir ? Cumhur başkanı adayı olabilir mi? (Okuma : 9078 Kişi - Yorum : 0 Mesaj)
 07.09.2006 Risk Almak Bir Strateji midir? (Okuma : 4270 Kişi - Yorum : 1 Mesaj)
 21.08.2006 ABD'nin 11 Eylül Yalanları ve Türkiye Medyası (Okuma : 7923 Kişi - Yorum : 6 Mesaj)
 17.08.2006 Lübnan'a Asker Yollamak (Okuma : 3261 Kişi - Yorum : 3 Mesaj)
 
 
 erolmutercimler.com ©2006 - Erol Mütercimler' in resmi internet sitesi değildir. Ar-Ge ve Tasarım : G.D.T.C
Ana Sayfa | Gündem | Bu Hafta | Duyurular | Kitaplar | Yazı ve Makaleler | Fotoğraflar | Özgeçmiş
Anket Sonuçları | Ödüller | İletişim | Gizlilik İlkeleri | Telif Hakları | Sık Sorulan Sorular
Tüm Hakları saklıdır. İzinsiz Alıntı Yapılamaz.
 
Erol Mütercimler

후원 혜택