.Erol Mütercimler İnternet Sitesi Site Map

 

Arama

 

E-Posta

:

Parola

:
 

  Yeni Üyelik Kaydı
 

  Parolamı Unuttum
       

 

Yazı ve Makaleler

 
 
 
 
13 Eylül 2006 Çarşamba
Erol Mütercimler

Kemalistler neden kaybetti?


Cumhuriyet kurulduğundan bu yana 83 yıl geçti.

Ne amaçlanmıştı ne oldu?

Halkın egemen olduğu laik cumhuriyet temel amaçtı. Ama 2006 yılında politikacısından öğretim üyesine, yüksek yargıcına kadar pek çok kimse “laikliğin” tartışmaya açılması gerektiğini yüksek sesle ifade eder oldu.

Hedef neydi nereye varıldı?

Tam bağımsızlığı gerçekleştirerek, demokrasinin kurulup olgunlaştırılması ve çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmaktı.

Birkaç yüz milyar dolar dış ve iç borcu olan, dış politika kararlarını bile alırken bağımsız hareket edemeyen, iç politikası anti-laik unsurların belirleyiciliğine teslim edilen bir “devlet” haline getirildik.

Dışarıda askerinin başına çuval geçirilen, içeride politikacılar tarafından ordu mensuplarının görevleri tarışmaya açılan; şehitleri ve gazileri itilen kakılan; bağımsızlığının sembolü olan “bayrağının" üniversiteye asılmasına bile karşı çıkılan; Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde terörün çözülmesi ve çözümlenmesi için NATO ordusuna çağrı yapılan; Kurtuluş Savaşı sonrası yaratılan “milletine” öfke duyulan bir devlet haline getirildik.

Bunların sorumlusu dış güçler ve içerideki anti-laik, irticai siyasal islamcı ya da dinci gruplar mıdır?

Kesinlikle hayır.

Bu saydığımız etkenlerden hiçbirisinin gücü, bu cumhuriyeti 83 yıl sonra bu hale getiremezdi.

Kemalist laik cumhuriyeti bu hale getirenler “sahtekâr Atatürkçüler"dir.

Kimdir bunlar?

Atatürk’ü ve Atatürkçülüğü dillerine pelesenk eden, bunun ardına sığınıp askeri darbe yapan bir kısım saf iyi niyetli askerler ile bunları yanıltan apoletli sivillerdir. Bu sivillerin arasında iş adamlarından parlamenterlere kadar kimi ararsanız bulursunuz. Yaptırılan her askeri müdahale, gerçek Kemalist aydın ve entelektüellerin yok edilmesini, hapishanelerde çürütülmesini ve yıldırılmalarını sağlamıştır.

Örneğin Atatürkçü çizgide olduğunu iddia edilen 12 Eylül askeri müdahalesi dinci irticai hareketlere zemin hazırlamıştır. Demokratik bir rejimde uygulanması olanaksız olan 24 Ocak kararlarını hayata geçirmiştir. ABD’ye bağımlılığı katmerlemiştir.

Bu söylediklerimi, bugün kimi çevrelerin şikayetçi olduğu “mürteciler" mi yaptı? Yanıtını siz veriniz!

Süleyman Demirel ne demişti; “27 Mayıs’la 12 Eylül arasındaki fark Coca-Cola ile Pepsi-Cola arasındaki fark kadardır”!

1982 Anayasası bugün Batı’nın istediği, dönekliğe ve işbirlikçiliğe açık, sömürge olmayı kabullenen bir anayasa olarak kaleme alındı. Gazi’nin 1924 ve 1927 Anayasası ile sözkonusu anayasayı karşılaştırınız. Bakalım ikisi arasında ne gibi farklar çıkacak... Askerlerin yaptırdığı 1961 Anayasası aslında bir demokratik anayasa görünümünde olmakla birlikte küresel bir anayasadır. Burada topluma verilen özgürlüklerden ise Kürtçü ve dinci partiler çıkmıştır. O anayasanın ortaya çıkardığı kişiler bugün Kemalist cumhuriyetin tasfiyesi için çaba harcayan kadroları oluşturmuştur. Bu anayasa sermayenin işine gelmediği için bir adım daha ileri gidilerek grev gibi çağdaş haklar budanıp, faşist bir yapı oluşturuldu.

Şimdi soruyorum: Bunları kaleme alanlar kendilerine "Atatürkçüyüm" diyen, Atatürk tüccarları değil midir?

Gazi Mustafa Kemal laik cumhuriyet kurumlarını, devrimleri ve yeniden inşa ettiği devleti, salgın hastalıklarda ve savaşlarda kırıla kırıla güçten düşen aydınlarla kurdu. Bunlar sayıları az da olsa kısmen Abdülhamit’in laik okullarında yetişmiş, İttihat ve Terakki’nin okul ve ekolünde pişmiş yurtsever aydın ve entelektüellerdi. Onuncu Yıl Marşı onların yarattığı heyecanla yazıldı.

Birkaç isim anımsayalım; Vasıf Çınar, Mahmut Esat Bozkurt, Mustafa Necati, Dr. Reşit Galip, Ziya Gökalp, Yunus Nadi, Yusuf Akçuraoğlu, Yusuf Kemal Tengirşek gibi dünyaya açık Kemalist aydınlar...

Bu aydınlar laik cumhuriyete ve Mustafa Kemal’e hiç ihanet etmediler, halbuki 1950 yılından itibaren Kemalist laik cumhuriyet aydın ihanetinin hışmına uğramıştır.

Günümüzde bu kalitede bir tane bile “adam” yok!

İhanet ve sapma, kendilerine "Atatürkçüyüm" diyen, aslında "Kuvay-ı Maliyeci" ve işbirlikçi olan ama Atatürk’ü kendilerine kalkan eden gardropçular ve dönekler nedeniyle gerçekleşmiştir.

Yukarıda birkaçının adını saydığım Kemalizm’i ve Atatürk’ü savunan Mustafa Kemal dönemi aydınları ile bugün kendilerine "Atatürkçüyüm" diyenleri karşılaştırdığımızda ortaya nasıl bir tablo çıkar!...

Adlarını saymayacağım; siz bulup yerlerine yerleştirin... Bazı marjinal parti başkanları, adını Atatürk’ten ve Kemalist hareketten aldığını iddia eden derneklerin bir kısım başkan ve yöneticileri, ressam ve sözde sanatçılar, gazeteciler, akademisyenler... Dedim ya, adlarını sizler yerine koyun, bakalım kimleri bulacaksınız.

Bu kişilere Türk halkı inanır mı, güvenir mi, saygı duyar mı?

Duymaz!

İşte ideolojinin doğru adı ve tanımlaması olan Kemalizm’i ortadan silip yerine Atatürkçülüğü monte edenler, geçmişte Marksist, Leninist, Maoist olan aslında her zaman kendilerini küreselciliğe eklemlemiş şahsiyetlerdir.

Kemalizm'in trajedisi “entelektüelini yaratamamış olmasıdır”.

Kemalizm'in trajedisi, sahtekâr Atatürkçüler'in, Kuvay-ı Milliyeciler'i mezara gömmüş olmalarıdır.

Kemalizm'in trajedisi, cumhuriyetin başındaki imanlı, inançlı kadronun yerini ulusalcılığı değil küreselciliği rehber edinen, Atatürkçü olduklarını her fırsatta belirten, Atatürk rozetlerini yakalarından çıkarmayan “sahtekâr Atatürkçüler"in almış olmasıdır.

Kemalizm'in trajedisi, uğradıkları tüm ihanetlere rağmen günümüzde sayıları az da olsa hâlâ var olan gerçek Kemalistler'i, adı "Atatürkçü"ye çıkmış dönek solcuların gazete ve dergilerinde, “irticacı imamlarla” yan yana göstermeleridir. Yani ispiyoncu, yalancı, ar damarı çatlamış aydınların türemiş olmasıdır.

Kim mi kaybetti?

www.haberturk.com
   
Arkadaşıma Gönder  Yazdır

Okunma : 5634 Kişi

  Düşünce / Yorum (1 Mesaj Gönderilmiş)
-  Songül Büyük - 18.09.2006 09:49:46
Mustafa Kemalin gençleri kimin ne olduğunu ve bu insanların (kendine Atatürkçü diyenlerin ) aslında ne demek istediklerini görüyor ve biliyor.Satır aralarını okumayı öğrendik,politikacısından aydın geçinenine , sanatçısından sokaktaki inasanına kimin ne olduğunu biliyoruz ve sayımız giderek artıyor.Bir Mustafa Kemal daha beklemiyorum ben Mustafa Kemali anlamaya onun yolundan gitmeye çalışıyorum.Öğrendiklerimi çevremdekilerle özelliklede yeni yetişen gençlerle paylaşıyorum.
Düşünce / Yorum Yaz
  Diğer Yazıları (Son 15 Yazı)
 20.11.2006 Türkiye laiktir laik kalacak!.. (Okuma : 6606 Kişi - Yorum : 0 Mesaj)
 20.11.2006 İmamlar Cumhuriyeti (Okuma : 6110 Kişi - Yorum : 1 Mesaj)
 10.11.2006 Mersin ve Adana’da Ölüme Yolculuk (Okuma : 2932 Kişi - Yorum : 1 Mesaj)
 11.10.2006 Ermeni tasarısına karşı yanlış işler... (Okuma : 2559 Kişi - Yorum : 0 Mesaj)
 06.10.2006 Sorun irtica mı ahlak mı? (Okuma : 2906 Kişi - Yorum : 2 Mesaj)
 05.10.2006 ABD bir siyasal iktidarı ne zaman kaybeder? (Okuma : 2796 Kişi - Yorum : 1 Mesaj)
 02.10.2006 Neyzen Tevfik’ten hareketle ne olacak bu memleketin hali? (Okuma : 4351 Kişi - Yorum : 0 Mesaj)
 28.09.2006 Türkiye denizci devlet olsa darbeler olmazdı (Okuma : 2994 Kişi - Yorum : 0 Mesaj)
 23.09.2006 Prof. Dr. Afet İnan'ın, Büyük Söylevi'nin 50. Yılı Semineri'nde sunduğu , Atatürk'ün Büyük Nutku'nun Müsveddeleri Üzerinde Arkadaşlarının Eleştirilerini Dinlemesi ve Gençliğe Seslenişi" başlıklı bildirinin "Gençliğe Sesleniş" ile ilgili bölümü (Okuma : 3424 Kişi - Yorum : 0 Mesaj)
 14.09.2006 Washington'un düğmeleri Ankara'nın dinazorları (Okuma : 2949 Kişi - Yorum : 0 Mesaj)
 11.09.2006 "VATAN SAĞOLMASIN!" (Okuma : 4690 Kişi - Yorum : 0 Mesaj)
 08.09.2006 Edip BAŞER Kimdir ? Cumhur başkanı adayı olabilir mi? (Okuma : 9078 Kişi - Yorum : 0 Mesaj)
 07.09.2006 Risk Almak Bir Strateji midir? (Okuma : 4268 Kişi - Yorum : 1 Mesaj)
 21.08.2006 ABD'nin 11 Eylül Yalanları ve Türkiye Medyası (Okuma : 7921 Kişi - Yorum : 6 Mesaj)
 17.08.2006 Lübnan'a Asker Yollamak (Okuma : 3261 Kişi - Yorum : 3 Mesaj)
 
 
 erolmutercimler.com ©2006 - Erol Mütercimler' in resmi internet sitesi değildir. Ar-Ge ve Tasarım : G.D.T.C
Ana Sayfa | Gündem | Bu Hafta | Duyurular | Kitaplar | Yazı ve Makaleler | Fotoğraflar | Özgeçmiş
Anket Sonuçları | Ödüller | İletişim | Gizlilik İlkeleri | Telif Hakları | Sık Sorulan Sorular
Tüm Hakları saklıdır. İzinsiz Alıntı Yapılamaz.
 
Erol Mütercimler