|
 |
 |
|
 |
| |
Yazı ve
Makaleler |
|
| |
|
|
| |
6 Ekim 2006 Cuma Erol Mütercimler
|
Sorun irtica mı ahlak mı? |
Devir Sultan İkinci Abdülhamit devridir. Ünlü 31 Mart ayaklanması olmuş, ordunun alaylı takımı Kıbrıslı Derviş Vahdeti önderliğinde isyan etmiş... Bazı tarih yorumcularına göre “mürteci” takımını İngilizci liberal Prens Sabahattin kışkırtmıştır.
Ayaklananlar Yıldız Sarayı’nın karşısına dikilirler. Bağırıp çağırmaktadırlar. Anılarda anlatılanlara göre Abdülhamit bunlara sorar: “Ne istiyorsunuz?”
Yanıt: “Şeriat istiyoruz!” olur.
Herhalde padişah dellenmiştir, karşılığı soruyla karışıktır. “Biz neye göre idare ediliyoruz”.
Tamam Osmanlı anladığımız anlamda bir şeriat devleti değildir ama yine de hukuki olarak başvuru kaynağı kutsal kitaptır. Ama isyancılar bunun bile farkında değil.
* * *
Aynı “mürteci” takımı, Hrıstiyanlara karşı kurtuluş savaşı vermekte olan Anadolu ordusuna karşı da hem harekât hem de iç isyanlar tezgâhlarlar. Kuvay-ı Milliye’nin imanlı neferleri bunları da, parasıyla beslendikleri İngiliz'i de, vaatlere aldanan Yunan ordusunu da tarihin çöplüğüne gömer.
Ancak kavga bitmez. Günümüze kadar gelir. Görüldüğü gibi irtica-mürteci meselesi yalnız laik cumhuriyetle bir çatışma değil, tarihsel bir sorundur. Ve, bunun mütedeyyin müslümanları incitmesi de söz konusu olamaz. Bu konuyu böyle ortaya koymak da halkı aldatmanın ötesinde ahlâksızlıktır.
Öte yandan, “irtica nedir?” sorusuna ne yazık ki verilecek tek bir resmi yanıt yoktur.
Başbakan’ın yanıtı: “İrticaya hukukî tanım getirilmiyor, siyasi yaklaşımla olay değerlendiriliyor. İddiaların bilimsel tabanının olması gerekir. Her iddia, bir ispat gerektirir. Aksini kabul etmek hukuken mümkün değil”...
Diyanet buna şu karşılığı verir: “Dinden sapmak, tekrar cehalet ve şirk hayatına dönmektir.”
İçişleri Bakanlığı'na göre de; “Yasada irtica suçu mevcut olmadığından ve irtica suçları kavramıyla hangi suçların ifade edildiği anlaşılamadığından, soruya yanıt verilememektedir.”
Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Milliyet’ten Fikret Bila’ya diyor ki: “Bu konuda somut kavramlarla konuşmak gerek... Türkiye’de irticai faaliyet var mı, yok mu? diye sorarsanız, ‘Var’ derim. Ve bu faaliyetler suçtur. Ceza kanunlarımızda da ‘irtica’ suçu tarif edilmiyor ama ‘irticai faaliyet’ suçu yer almaktadır”.
Asıl uyarıyı çok sert biçimde Cumhurbaşkanı yapıyor: “Türkiye’de irticai tehdidi yeterince algılayaamayanların, son 20 yılda yaşanan olayları üst üste koyup birlikte değerlendirmesi, Türkiye’deki toplumsal ve bireysel yaşamın nereden nereye geldiğini iyi çözümlemesi gerekmektedir. İrticai tehdit, devletin temel niteliklerini değiştirme hedefinden sapmamıştır”.
Asker cephesine gelince, hem kurtuluş savaşında hem de laik cumhuriyet kurulurken, işbirlikçi anti-laik kesimden çok çekmiş bir belleğin temsilcisi olarak, irticai tehditin varlığı bir gerçektir ve savunma mekanizmaları da buna göre geliştirilmiştir. Yine askere göre, irticai tehditin ana dayanağı siyasilerdir... Dini istismar edip hem ticari meta, hem de oy deposu olarak gören ucuz kasaba politikacıları ile sahtekâr tüccar Atatürkçülerdir.
İslami esasa göre, bir müslüman Allah rızasını kazanmak için dünyevi çıkar sağlayamaz. Nefsi için dünyevi çıkar sağlamaz da vaat edemez de. Yani, makam, mevki, siyaset, para; hiçbir dünyevi metayı kendisi için isteyemez. İstediği zaman şirke girer. Nefsine hoş gelecek şeyler istediğinde ya da karşıya verdiğinde bu şirktir. Başka bir deyimle Allah’a eş koşmaktır. Bu da İslamiyet’te tanımlanmış en büyük günahtır. Üzerinde en ufacık tartışma yapılamayacak açıklıktadır.
Sorunun en önemli kaynağı da şudur; Sünni Türk geleneğinde 'kitap' vardır. Yani kararlar ve yorumlar yazılı dinin kaynaklarına göre verilir. Oysa günümüzde tarikat, cemaat ekseninde kararlar 'kitap' dışı olarak, bireyler tarafından veriliyor. Bu da nefsani bir şey olduğu için, doğrudan dinin istasmarıdır ve İslam'ın özüne zarar veriyor.
Mürteci takımı, yani dini ticarete alet eden hacı-hoca, şeyh, şıh vs. Allah adına hareket ettiklerini beyan ederek toplumu huzursuzluğa taşıyor. Eğer mürteci ve irticai faaliyet tanımlanacaksa bunlar göz önünde bulundurulmalıdır.
Örneğin Katolikler’de Allah adına fetva verilirken İslamiyet’te bu yasaklAnamış olmasına karşın, son 30 yılda adına 'Müslüman' diyen bir takım tüccarlar Allah adına para toplamaktadırlar.
Şimdi de bana göre, irticai faaliyet ve mürteci kimdir?
İftar çadırında yemek verip vergisini devletten çalan, cami yaptırıp vergiden düşen, makbuz bastırıp camiye para toplayan, utanmadan da bu camiye adını veren kişi gerçek anlamıyla mürtecidir. Cami yaptırana, bire bir vergi düşme hakkı yasayla verilmiştir. Üstelik arsayı da devlet bağışlıyor. Ama o kişi cebinden bir kuruş harcamadığı halde önemli bir İslami şahsiyet oluyor, çünkü hayır işlemiştir.
Devletten, yetimden, halktan çalarak nasıl hayır işlenebilir?
Öğrenci okutuyorum diyerek, devletten vergi iadesi alıyorsun ama televizyonlara çıkıp eğitim öğretim alanında hayır işi yapıyorum diyorsun... Bu sahtekârlığı yapanın, dincisi ile Atatürkçüsü arasında hiçbir fark yoktur.
Böyle çarpık ve dine göre de yasak olan bir hayır işi, ancak Türkiye’de görülür. Caminin suyunu elektriğini devlet bedava veriyor. Camiyi yaptıran adam da hayır işilemiş oluyor! Bu hangi kitapta yazıyor, birisi bana açıklasın. Ondan sonra utanmadan Türkiye laik devlet diyoruz da; oysa, İran ise şii şeriat devleti olarak tanımlıyor. Ve, her daim Türkiye'ye İran’dan şii şeriatı gelecek korkusuyla yaşatılıyoruz.
Neden? Çünkü Türkiye söylendiği gibi laik değil gerçek bir 'din devleti'dir de ondan. Bir kez daha altını çizerek yazıyorum; Türkiye gerçek bir 'din devleti' yapılmıştır. Bizi, Gazi Mustafa Kemal’in ölümünden sonra sürekli aldattılar.
Kim aldattı?
Yakasında Atatürk rozetini eksik etmeyen tüccar takımı ile baştan itibaren Atatürk’ün partisine sızmayı başarmış bazı etnik din baronları ve rüzgâra göre solcu olup Çin’in, Rusya’nın başkentlerinden para alan ama bugün genelkurmay koridorlarında en gerçek Atatürkçü parti benimkisi diye dolaşan siviller.
Tüm bunlara rağmen imanım kadar eminim ki; Türk Silahlı Kuvvetleri Kemalist ruhunu kaybetmedikçe ve Anadolu müslümanlığını kuran Türk halkı Araplaşıp Acemleşmedikçe, Türkiye’ye ne İslami şeriat gelebilir ne de laik cumhuriyet yıkılır. Buna kimsenin g - ü - c - ü y - e - t - m - e - z.
O halde olan biten nedir?
Ahlâksızların galebe çalmasıdır. Saf halkın yani biz çoğunluğun da “Aaa, cambaza bak!” kandırmacasına kurban gitmemizdir.
En doğru uyarıyı ve tanımı Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer yapmıştır.
Şu anda, bu irtica uyarılarına karşıt olarak beyanat verenler nasıl tanımlanabilir diye sorarsanız, herhangi bir hayvan psikolojisi kitabını açıp “Mart kedisi psikolojisi nedir açıklamasını” okumanızı öneririrm.
Okuyucuya not: Cami ve okul yaptırıp, iftar yemeği verdiklerinde devletten bir kuruş vergi indirimi almayan ya da vergisini kaçırmayanlar sözümün dışındadır.
www.haberturk.com |
|
|
|
|
|
Düşünce / Yorum
(2 Mesaj
Gönderilmiş) |
|
| -
Işık Sobutay - 28.01.2009 21:34:39
|
| Yürekli ve gerçekten çık saygın din adamlarımız var tabiiki..Bunlar kitapta yazıyor bazen televizyonada çıkıyor..Asıl sorun , cahil dindar kesim .Bunlara kesinlikle itiar etmediği gibi lanetli gibi bahsediyor..Çünkü o kesime bu araştırmacı yazar dindarlar yanlış tanıtılıyor.Onların dinsiz, düzenbaz olduğu anlatılıyor..Onlarda zaten sürü halinde ne tarafa çeksen o tarafa gitmeye meilli oldukları için inanıyorlar..İktidar niye varoşlarda dolaşıyorki? Bir bildiği var elbet..Gelsinde benim mahallemi dolaşsında insanları ikna etsin kolaysa.. |
|
| -
Nadide Gözen Özkan - 07.01.2008 23:05:37
|
| Sorun tabiiki ahlak.Aslında dinsel inanca sığınmadan da insanoğlu neyin ahlaka uygun olduğunu kavrayabilecek donanımlara sahip.Benim asıl merak ettiğim bir gün yürekli bir din bilgini çıkıp da Kuranda mezhep yoktur ve mezhebe dayalı üretilen bilgiler din dışıdır diyebilecek mi? |
|
Düşünce / Yorum Yaz |
|
|
Diğer Yazıları
(Son
15 Yazı) |
 |
20.11.2006 |
|
 |
20.11.2006 |
|
 |
10.11.2006 |
|
 |
11.10.2006 |
|
 |
05.10.2006 |
|
 |
02.10.2006 |
|
 |
28.09.2006 |
|
 |
23.09.2006 |
|
 |
14.09.2006 |
|
 |
13.09.2006 |
|
 |
11.09.2006 |
|
 |
08.09.2006 |
|
 |
07.09.2006 |
|
 |
21.08.2006 |
|
 |
17.08.2006 |
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|